11 Şubat 2017 Cumartesi

SİSTEMİN KALBİ NASIL OLMALIDIR ?

Altyapı ekipmanlarımızı fiziksel risk ve etkenlere karşı nasıl koruyabiliyoruz? Sistemleri nerelerde barındırmalı, teknik detayları nasıl olmalı, bu yazıda değinmeye çalışacağım.

Sistem odası ile veri merkezi arasındaki teknik farkların Tier3 ve 4 yatırımlar yaygınlaşmaya başladı bu yapılarda Yüksek Erişebilirlik ve aktif aktif çalışan tam yedekli mimariler, felaket kurtarma gibi bir çok senaryo hesaplanarak endüstriyel ürün ve büyük yapıların teknik olarak genel özelliklerini maddeler halinde bulabilirsiniz.

 

Survey report ve roje kapsamlarına uygun olarak, ölçeklendirilebilir mobil konteyner çözümleri de sıkça yaygınlaşmaya başladı. Konuyla ilgili bir kabinet firmasının araştırmasını ekteki linkler kısmından bulabilirsiniz. Diğer bir ütopide dalga enerjisini elektrik enerjisine çevirebilen deniz altı dc oluşumlarıda yazıdaki linki tıklayarak bulabilirsiniz.


 
  İlgili resim

Katmanlara Göre Veri Merkezi Kullanılabilirliği

  • Tier 1 = Non-redundant capacity components (single uplink and servers).
  • Tier 2 = Tier 1 + Redundant capacity components.
  • Tier 3 = Tier 1 + Tier 2 + Dual-powered equipments and multiple uplinks.
  • Tier 4 = Tier 1 + Tier 2 + Tier 3 + all components are fully fault-tolerant including uplinks, storage, chillers, HVAC systems, servers etc. Everything is dual-powered

İlgili resim

İlgili resimtier 3 tier 4 datacenter ile ilgili görsel sonucu

tier 3 tier 4 datacenter ile ilgili görsel sonucu


Tier 4 Data Center Ratings

tiers of data centers








İlgili resimtier 3 tier 4 datacenter ile ilgili görsel sonucu
İlgili resim

Peki en güvenli ve stabilize koşullara sahip bir alan haline getirmek için tabanından tavanına kadar çok detay var. Çekirdek mimari (Shell and Core) ve basic ortamlar için gerekli standartları 10 adımla inceleyelim.



1.Fiziki Şartlar:  Öncelikle sistem odası  kullanılabilir genişlikte olmalıdır.Hem hava sirkülasyonu hemde rahat bir çalışma ortamı için bu ilk önceliğimizdir.İklim koşulları sistem odası için en belirleyici etkendir.Nem , yağış oranı ve sıcaklık değerlerini  uygun şartlarda tutmalıyız. Bununla birlikte yükseltilmiş zemin antistatik (epoksi boya ya da epoksi kaplama) malzeme ile kaplanmalıdır.Genişlik ve yükseklik rahat bir çalışma ortamı için en öenmli kriterdir.Cihazlarımızın daha rahat kontrolü için ideal bir alan seçmeliyiz.

2.Isı Kontrolü İklimlendirme: Bütün elektronik cihazlar ısıya karşı kontrol edilmelidir.Bilindiği üzere günümüzde işlemciler 70 C ye kadar çalışabilmektedirler.Bu dereceden sonra sunucular otomatik olarak kendilerini kapatırlar.Bir sistem odası optimum  olarak 18-20 C civarında olmalıdır. Sistem odasını ısı sensörleriyle kontrol edebiliriz.Çeşitli özelliklerde bulunan sensörler e-posta , sms yada çağrı yolu ile bizi durumlardan haberdar ederler.Artı network arayüzünden de izleme yapabiliriz.Isıyı kontrol altında tutmanın en kolay yolu klimalardır.Havayı sirküle edecek biçimde oda içerisine dizayn edilmelidirler.Klimalarıda network arayüzü (varsa ) saysinde uzaktan kontrol edebiliriz.Sunucular da soğuk hava önden girmekte sıcak hava  arka kısımdan çıkmaktadır.Bu yüzden klimalarla sunucular cephe olarak yerleştirilmelidirler.Çıkan havanın da diğer cihazları etkilemeden havalandırma sistemine bağlı olması önemlidir.
İlgili resim

3.Nem Kontrolü :  Nem sadece bilgisayarlar için değil tüm elektronik sistemler için çok önemlidir.Çünkü çok düşük nem oranında oluşan kuruluk sistemde aşırı statik yüklenmesine yol açar.Tam tersi fazla nemlilik ise sıvı oluşumu demektir , buda kısa devreler vs. arızalara yol açar.Bu yüzden sistem odasını nem ölçer cihazlarla  devamlı olarak izlememiz çok önemlidir.

4.Odanın Temizliği : Sistem odaları cihazların uzun ömürlü ve stabil çalışması için temiz tutulması gereken alanlardır.Toz insan sağlığı açısından zararlı olduğu kadar  elektronik cihazlar içinde o denli sakıncalıdır.Bu yüzden ritün olarak haftalık yada belli periyotlarda sistem odası temizliği yapılmalıdır.Sistem odası tabanında protectamat döşeme kullanmak toz miktarını en aza indirgeyecektir.Bu ürün ayaklarınızdaki tozu maksimum seviyede üzerine çeker.Ayrıca odanın fazla tozlanması klimalar ve havalandırma için de ayrıca bir tehdittir.Eğer dikkat etmezsek para ve zaman kaybı her an kapıdadır.

5.Kablolama : En kritik noktalardan biriside kablolamadır.Kabinetlerimiz her an müdahaleye hazır biçimde olmalıdır .Arıza durumunda ayağımıza dolaşacak herşeyi ortadan kaldırmalıyız.Bunu için kablo düzenleyiciı , patch panel  vs. envanter kullanmalıyız.Aynı zamanda kabloların kimliği niteliğinde etiketleme yapmamız gerekir.Kim nerden gelip nereye gidiyor bilgisi işimizi çok kolaylaştıracaktır.

6.Giriş Güvenliği :  Güven kontole mani değildir  düsturu ile hareket edip sadece bu konuda yetkili olan uzman personele giriş hakkı sağlanmalıdır.Her daim giriş –çıkış kaydı tutulmalıdır.Aksi takdirde sabotaja maruz kalabilir yada merak melahatlar yüzünden başımız ağrıyabilir.Bunların yanı sıra biraz maliyetli olsa da kartlı yada biyometrik giriş sistemleri kullanarak maksimum şekilde kontrol sistemi kurabiliriz.

7.Yangın Södürme ve Alarm : Oda içinde çıkabilecek yangınlara karşı duman dedektörleri kullanılarak oda sürekli kontrol altında tutulmalı,  olası bir yangında cihazlara zarar vermeyecek temiz gaz diye adlandırılan FM200 söndürme sistemi kurulmalıdır. FM200 gazının avantajlarından bahsedecek olursak, hızlı ve etkili, doğaya ve ozon tabakasına zararı olmayan, elektronik cihazlar için zararsız, az yer kaplayan ve ortamdaki oksijen seviyesini azaltmayan dünyaca kabul görmüş endüstri standardıdır.  Aşağıda görebileceğiniz gibi dedektörler ve gaz tüpleri kontrol paneli aracılığıyla birbirlerine bağlanarak yangın durumunda otomatik olarak devreye girecek bir söndürme sistemi kurulabilir.İlgili resim
İlgili resim
8.Su Baskını : Herhangi bir su baskınına karşı yükseltilmiş taban kullanmak gerekir.Odanın belirli kısımlarından gider boruları kullanmak baskını en hafif şekilde atlatmamızı sağlar.Aynı zamanda su dedektörü kullanmak baskından anında haberimiz olması açısından önemlidir.

9.Deprem:  Sistem odasındaki rafların ve kabinetlerin depreme karşı korunması için sabitlenmesi gerekir. Sismik yaylı kabinetler kullanılmalıdır.


10.Enerji İhtiyacı : Enerji konusu çok geniş ele alınması gereken bir konudur.Fakat biz buları özetleyecek olursak öenmli unsurlar şunlardır:

·         Enerjinin Sürekliliği
·         Enerjinin Yedekliliği
·         Topraklama

Sistem odalarında kesintisiz hizmet verebilmenin ilk adımı güç kaynaklarını yedeklemekle başlar. Her ne kadar donanım maliyetlerini ikiye katlıyor olsa da enaz iki farklı kaynaktan enerji ihtiyacının karşılanması zorunluluk halini almıştır. Server üreticileride bu gelişmeye paralel olarak ürünlerini enaz iki bazen 3 farklı güç kaynağından beslenebilecek şekilde düzenlemişlerdir. Yedekleme yapılmaması durumunda herhangi bir güç kaynağı sorununda veya bakım çalışması durumunda bütün sistemleri kapatıp hizmet kesintisine neden olacağımız aşikardır. Sistem odalarında güç tüketiminin hızlı artışı buralarda donanımların ve personelin korunması amacıyla topraklama hatalarının bertaraf edilmesi zorunluluğunuda beraberinde getirmektedir. Bu noktada ANSI/-J-STD-607-A veya CENELEC EN50310 standartları gözününde bulundurularak çalışma yapılabilir.

İlgili resim

T1-2 DC

tier 3 tier 4 datacenter ile ilgili görsel sonucu

tier 3 tier 4 datacenter ile ilgili görsel sonucu

Sources :

https://data-economy.com/



https://www.colocationamerica.com/data-center/tier-standards-overview.htm

http://www.canovate.com/solutions/container-datacenter/




9 Şubat 2017 Perşembe

RTO ve RPO nedir ?

Bu yazımda storage dünyasının hayatımıza kazandırdığı kavramları ele anlatmaya çalışacağım.
Olası yaşanacak felaket senaryolarında ortaya çıkan riskleri yok etmenin veya minimize etmenin yollarında biri,önem taşıyan verileri ve buna bağlı sistemlerin yedeklenebilir olmasıdır,  ayrıca bu yedeklerden en kısa sürede geri dönüş sağlanabilir olmasıdır. Bu durum kapsamında hayatımıza RTO ve RPO kısaltma daha katıldı.
Bu kısaltmaların açılımlarına bakarsak Recovery Point Object (RPO) ve Recovery Time Objective (RTO) olduğunu görebiliriz. RPO için kabul edilebilir veri kaybı RTO içinse kabul edilebilir kesinti süresi diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse bir iş sürecine ait RPO değerinin 10 dakika olması demek yaşanacak kesinti sonucunda sistemin 10 dakikalık veri kaybına tahammülü var demektir. RTO’da felaket yaşandı felaket yaşanmadan önce sunulan hizmet ve süreçlerin tekrar aksamadan devreye alındığı süresidir. Bu kayıpları ve süreleri kısaltmak hata ortadan kaldırmak her şirketin hedefleri arasında yer alır ancak bunu sağlayabilmek için yeterli insan kaynağı, altyapı yatırımına ihtiyaç duyulur.
Featured image

Business Continuity & Disaster Recovery

Uzun bir aradan sonra tekrar merhabalar motivasyonumu toparladığım bu günlerde daha derin sektörel tecrübelerimi ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Sektördeki bir çok gelişmeye dair bilgiyi takipte kalarak ulaşabilirsiniz. :)

1999 depreminin ardından sonra yaşanan birçok plansızlık ve firmaların önemini kavradığı konuların başında DRS ve BS Continuity gibi kriz yönetiminde, dikkate alınması gereken örneklerle başlayalım.
Yaşanan bir felaketler ’den sonra anlaşılıyor ki firmaların Disaster recovery planları yok veya uygulanabilir durumda değiller. Bu durumla ilgili olarak sayısal veriler baktığımızda maalesef bu riski yöneten ekiplerin ve verisi kaybolan firmaların altyapı yatırımı yeterince ciddiye almadığını görmekteyiz.
  • Gartner raporlarına göre büyük ve orta büyüklükteki firmaların %35 uygulanabilir ve güncel bir Disaster recovery planına sahipler.
  • IDC raporlarında Disaster süresi boyunca firmaların saatlik finansal kaybı $84000 – $90000(USD)  arasında değiştiği belirtilmiştir.
  • Deloitte araştırmaları göstermektedir ki Disaster Recovery planı olmadan firmalar disaster durumundan kurtulma şansı %10’dan daha azdır.
  • IDC firmasının diğer bir araştırmasıda başarılı network ataklarının %70 bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde firma içinden ve firma çalışanlarından kaynaklanmaktadır.
Disaster yaşandığında firmalar olan etkisi ve dikkate almama sebepleri incelendiğinde ;
  • Yeterince zaman ve kaynak ayrılmaması, 
  • Olası riskin fakında olmama,  
  • Sürdürülebilir ve geliştirilebilir bir plana sahip olmama gibi bazı başlıklar çıkabiliyor.
İş birimleri açısında bakıldığında iş sürekliliği (Business Continuity) büyük önem taşımaktadır. İş sürekliliğini tanımlamak gerekirse firmaların kritik fonksiyonları ve proseslerini etkileme ihtimali bulunan olaylara karşı hazırlıklı olmasına veya herhangi bir olaya karşı önceden belirlenmiş olan ve planlanan şekilde yanıt verebilmesi diyebiliriz. Disaster Recovery plan baktığımızda kurumda yaşanacak olası bilgi teknolojileri altyapı kesintilerine karşı altyapının planlanmasını sağlayan, yaşanacak kesintinin önüne geçilmesini veya minumum etkiyle atlatılmasını sağlayacak planda diyebiliriz. Her iki planda yapılırken en büyük sıkıntı olası kesintilere karşı anılacak önemlerde yapılacak harcamalar için gerekli bütçenin sağlanmasıdır. Çünkü olabilecek bir olaya karşı harcanacak para genelde yöneticilerin keyfini kaçırabilir.

6 Nisan 2009 Pazartesi

TCP/IP reset

TCP/IP bağlantılarını işletim sisteminin ilk kurulduğu zamana döndürmek için netsh’i kullanabiliriz.Bildiğimiz gibi TCP/IP bağlantıları ile ilgili ayarlarda netsh komutunu kullanabiliyorduk.(Bkz:Netsh Komutu)

Resetleme işlemi için aşağıdaki komut işimizi görücektir.

netsh interface ip reset logdosya_ismi

Bu komutla registry’deki iki anahtarı düzenlemiş olduk;

* SYSTEM\CurrentControlSet\Services\DHCP\Parameters\
* SYSTEM\CurrentControlSet\Services\Tcpip\Parameters\

NAT

NAT uzunca ismiyle Network Adress Translation günümüzde neredeyse tüm şirketlerin kullandığı bir yöntemdir.Kısaca örneklendirerek bashedersek:

Bir şirketimiz var.Bu şirketteki her bilgisayar için ayrı ayrı public ip’ler alırsak eğer bu bize çok pahalıya patlar.İşte burda nat router imdadımıza yetişir.Dışarıdan gelen yani internetten gelen paketleri bir public ip ile alır.Ve bunları şirket içindeki bizim oluşturduğumuz private ip’lere gönderir.Nedir bu private ip’ler
10.0.0.1/255 192.168.0.1/255 vb.

Şirketteki bilgisayarlar paketlerin internetten geldğini düşünür.Halbuki paketler nat’tan ulaşmaktadır bu bilgisayarlara.

Dhcp ve dns server olarak da davranabilirler.

win2003 server altında nat’ı rras ile kullanabiliriz.

Dışarıdan içerideki bilgisayarlara ulaşmak için modem üzerindeki nat ayarlarını yapmamız gerekmektedir.Örneğin şu porttan şu ip’den gelen bağlantılar şirketteki şu bilgisayara yönlendir gibisinden.

Dhcp İşlem Sırası

Dhcp bir makinaya şu sıralamayla ip atayabilir:


1) IP lease request (Client ın IP kiralama isteği)

2) IP lease offer (Dhcp Server ın kiralama teklifi)

3) IP lease selection (Kiralanan IP nin seçilmesi)

4) IP lease acknowledgment (Kiralık IP nin onaylanması)

Apipa "Sınırlı Bağlantı ! "

DHCP server’ına erişemediği zaman bir pc’nin otomatik 169 ile başlayan unique ip’lerden almasını sağlayan servistir.

bir pc dhcp’ye ulaşamıyorsa ve apipa serviside disable edilmişse ipsini 0.0.0.0 subnetinide 255.255.255.255 yapar.

Apipa servisini disable yapmak için
HKEY_LOCAL_MACHINE/system/currentcontrolset/services/tcpip/parameters altında yeni bir değer açıyoruz.İsmini IpAutoConfigurationEnabled koyup değerinide 0 veririz.



APIPA servisi tarafından verilen ip’lerle internete çıkış mümkün değildir.

Popüler Yayınlar